15 Haziran 2015 Pazartesi

Baykal Erdoğan'a, 'kaset tezgâhı' konusunu da açmış!



RADİKAL - 7 Haziran seçiminden 3 gün ardından Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ile yaptığı sürpriz görüşmeyle gündeme oturan CUMHURIYET HALK PARTISI Antalya Milletvekili Deniz Baykal, evrensel başkanlıktan istifasına sokak açan 2010 senenindeki kaset komplosuna ilişkili olarak olarak, "Nisan 2013'teki bir röportajında 'Bunun Başbakan'ın bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını düşünüyorum' ifadelerini Erdoğan'la yaptığı müzakerede de ifade ettiğini ifade etti. Baykal, "Bunun hesabını haklar ve tarih vakti gelince soracaktır. Son Olarak bir hükümet işi yapıyoruz" ifadesini kullandı.

Hürriyet'ten Cansu Çamlıbel'in suallerini cevaplayan (bir6 Haziran 2015) Deniz Baykal'ın izahlarından bir takım bölümler şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 Haziran seçiminin sonrasında ne sebeple Meclis'e giren politik partilerin öncülerinden önce sinde sizinle görüşmek istedi? Kendisinin geçmişteki hukukunuz nedeni ile sizlere özel bir güveni mi var?

Bana onun değil herkesin güveninin olması amaçlı kafi sebebim var. Çünkü ben kimse aleyhinde hiçbir tezgâh kurmadım.

Ama sizlere tezgâh kuruldu...

Evet, onları da taşıdım.

Genel Başkanlığı bırakmanıza ne sebeple meydana gelen kaset komplosunda o zaman başbakan meydana gelen Erdoğan'ın sorumluluğuna dair açıklamalarınız var. Nisan 2013'teki röportajımızda 'Bunun Başbakan'ın bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını düşünüyorum' demiştiniz.

Aynen. Halen benzer kanaatteyim, o ayrı bir iş. O bununla alakalı değil. Bu hükümet işi.

Nasıl oluyor da bunun bu civarı üst kısmına çıkıp siyaset yapabiliyorsunuz? Şahsi kırgınlıklarınızı bir kenara itebiliyorsunuz öyle mi?

Evet, aynen öyle işte. İnsanlar bunu anlamıyorlar, politikamızın problemi budur. Ama benim o layım aynen budur. Ben onu yaşadım. Görüşümü de istifa ederken söyledim. 2013'te sizinle konuşurken aynen bir daha ettim. 2015'te son olarak bana soruyorsunuz, yeniden benzer şeyi söylüyorum. Hadi sizlere şunu da söyleyeyim, belki yanlış yapıyorum ama... Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız'na da söyledim.

10 Haziran 2015 görüşmesinde mi?

Evet.

Ne söylediniz?

Size söylediğimi ifade etmem yetmedi mi?

Bana 2013'te söylediğinizin aynısını ona da söylediniz, gerçek mu?

Bir şeyi herkesin anlaması amaçlı bunu söylüyorum. Benim yaşadığım vakalar, maruz kaldığım haksızlıklar ve komplolar, bana yaşatılmak istenen acılar, onun karşısında takınılan tavırlar bir tarafa. Hiç onlarla yoğun değilim. Bunun hesabını haklar ve tarih vakti gelince soracaktır. Son Olarak bir hükümet işi yapıyoruz.

Bu biçimde mi söylediniz?

Hayır, ben bunu sana açıklama ediyorum. Ona açıklama etm em gerekmiyor, ben orada yalnızca kanaatimi söyledim.

Yanıt verdi mi?

Gazetecilik inşa etme son olarak. Ben bir birşey anlatıyorum sana. Ben o civarı sağlamım ki bunu muhatabına da aynen bunun gibi söyledim. Bakın hatırlayın; o zaman başbakanken bir sıhhat meselesiyle karşılaştı. Ben eşimi aldım, Sayın Başbakan'a geçmiş olsun ziyareti yaptım. O da eşiyle, kızıyla karşıladı. Tatlı bir aile sohbeti yaptık ve ayrıldık. Ben oraya giderken bu kanaatimi taşıyordum. Kocam de benzer kanaati taşıyor. Ama biz görevimizi yaptık. Son Olarak Türkiye'yle alakalı benim yapmam gerekli olan bir birşey varsa; hırstı, kavgaydı, intikamdı bunları aştığımı hissediyorum ne sevinçli ki. Dünyaya asla bu şahsi ilişkilerin, düşmanlıkların, intikam hırslarının tesiri altında bakmıyorum. İçine girdiğimiz bu yepyeni dönemde, Türkiye'nin toparlanması ve yepyeni politikanın inşası sürecinin oldukça başarılı bir biçim de noktalanmasını istiyorum. Olabilir mu olmaz mı bilmiyorum ama bir baht var.

MHP öncüsü Bahçeli geçtiğimiz gün gazetemize yaptığı bildiride'AKP Evrensel Başkanı'nı başbakanlığa götüren 116 gündelik sürecin mimarlarından biri olduğu şüphesi vardır' sözleriyle sizin Erdoğan'la 2002'de şaibeli bir pazarlık içerisinde olduğunuzu ima eden o meşhur dedikoduyu gündeme getirdi.

Şüphe yok, ben o sürecin mimarlarından, mühendislerinden, sorumlularından birisiyim. Muhalefet partisi olarak bunun gibi bir anayasa değişikliğine destek vereceğimizi ilan ettik ve o desteği de sonuna civarı sürdürdük. Sayın Erdoğan'ın politik haklarını kazanmasına dönük adım bizim tarafımızdan atılmıştır. Şüpheli bir hadise yok. Biz attık. Bununla Birlikte Sayın Bahçeli o izahında diyor ki, 'Türkiye'de birileri birileri adına ona sahip çıkarsa...' Bizim bu düzenlememizin arkasında birilerinin olduğunu, birilerinin adına b u adımı attığımızı düşünüyorsa Sayın Bahçeli'nin o kanaatinin dayanaklarını vakit kaybetmeden izahını talep etmek benim hakkımdır. Birilerinin yönlendirmesiyle bunun gibi bir adım attığımızı düşünüyorsa bir takım ima ettiğini ben öğrenmek isterim. O yasal düzenleme ne zaman gelmiş? 12 Eylül döneminde gelmiş. Kenan Evren'den öncesinde Türkiye'de bunun gibi bir düzenleme yok. Bunun Gibi bir düzenlemeyi hukuka, milli irade anlayışına, demokrasi anlayışına sığdırmak ve bunu sürdürmeyi denemek hiçbir biçimde benim anlayışıma sığmadı. Bu çarpıklığın halkoyuna sunulması halinde bir parti evrensel başkanının milletvekili seçilme yasağını savunmanın ayıbını ben de taşıyamazdım, partime de taşıtamazdım. Halen o yasağı savunup da kendisine demokrat diyebilmesine şaşırıyorum. Sayın Bahçeli amaçlı bunun gibi bir yasak mevzubahis olsaydı hiç kuşku yok onun amaçlı de benzer biçimde mücadele ederdi m. Bu CUMHURIYET HALK PARTISI'nin Türkiye demokrasisine yönelik ciddi bir olumlu adımıdır. Kimseyi sevdiğimiz amaçlı değil, ona bir kıyak olsun diye değil, doğrusu bu olduğu amaçlı yapılmıştır. Bizim parti olarak iftiharımızdır. Ben bunun sorumluluğunu üstlenerek yaptım.

Diyarbakır saldırısının arka planı: Alevi, Kürt zanlı IŞİD'e böyle katılmış



RADİKAL - Diyarbakır'ın İstasyon Meydanı'nda 5 Haziran'da yapılmış olan HDP mitingine karşı bombalı saldırıda can verenlerin 4 birey hayatını yitirdi, 100'ün üzerinde birey yakalandı. Saldırıyı gerçekleştirdiği ileri sürülen O.G isimli birey gözaltına alınarak cezaevine gönderildi.

Zanlının babasının izahları nihai zamanlarda sınırlarımızda meydana iştirak eden gelişmelerin ne türlü riskli tek boyutta meydana geldiğini gösterdi. İşte Alevi ve Kürt meydana iştirak eden O.G.'nin IŞİD'e katılma öyküsü ve ailenin erkek çocuğunu kurtarma mücadelesi…

2 Eylül 2013 tarihinde üniversiteye kayıt inşa etme uydurma sebebiyle haneden çıkan Ö.D. ile M.G.D. isimli ikiz kardeşler Suriye 'ye gidip cihatçı gruplara katılmış, ikizlerin Suriye'ye gidişini Kökten 29 Eylül 2013'te 'Adıyaman-Suriye cihat hattı' isimli haberle kamu oyuna duyurdu. Kardeşlerden Ö.D. Suriye'de kalırken, M.G.D. 2014 senesinde Adıyaman'a geriye döndü. Adıyaman'a dönen M.G.D. ile tanışan ve onun fikirlerinden etkilenen Diyarbakır saldırısı zanlısı O.G., Suriye'ye gitmeye hüküm verdi. M.G.D., O.G ve 3 birey 6-8 Ekim olaylarından ardından 13 Ekim 2014 tarihinde Suriye'ye gitti.

SURİYE'YE GİTMEDEN ERKEK ÇOCUĞUNU EMNİYET'E BİLDİRMİŞ

Çocuğunun Suriye'ye gitmesiyle O.G.'nin serisinin çocuğunu kurtarma maçı başladı. Zanlının babası M.G. yaşadıklarını şu şekilde anlattı: ''Ekim ayının başlarında oğlumun durum ve hareketlerinden şüphelendim. Çeşitli insanlarla takılıysilahlı güç. M.G.D. ile takılmaya başlayınca Suriye'ye gideceğini ihtimal ettim. Adıyaman Güven Müdürlüğü'ne bizzat başvurdum. İfadesini aldıktan ardından erkek çocuğum özgür bırakıldı. 13 Ekim 2014 tarihinde erkek çocuğum tek anda ortadan kayboldu. Oğlumla birlikte gidenlerden b iri geri tek mektup bırakmıştı. Mektupta Suriye'ye gittikleri yazılıydı. Benzer zaman Güven'e başvurdum. Fakat tek netice alamadım. Araştırmalarımız sonucu olarak Suriye'ye gidip iştirak eden M.G.D.'nin oğlumu ve 3 kişiyi yanına alarak Suriye'ye götürdüğünü öğrendik."

EŞİ ADIYAMAN'DA DAVUTOĞLU'YLA GÖRÜŞTÜ

Çocuğunun Suriye gidişinden ardından Güven'in kendisine alaka göstermediğini söyleyen baba şu şekilde aynı ritimde devam etti: ''Çocukları Suriye'ye giden aileler olarak tek araya gelip 'ne yapabiliriz?' diye konuştuk. AK PARTI Adıyaman 5. Sıradan İl Kongresi'nin gerçekleştirileceğini ve kongreye Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun katılacağını duyduk. 3 aile Davutoğlu ile müzakereye hüküm verdik. Aralık ayı içinde kocam Başbakan'la görüşüp oğlumun geriye getirilmesi amaçlı destek istedi. Eşimle birlikte iki bayan ek olarak Davutoğlu'yla görüştü. Müzakereden ardından tek ek olarak ifademiz alı ndı. Davutoğlu ile görüştükten üç-dört ay ardından Güven oğlumun IŞİD'e katıldığı açıkladı.''

"OĞLUMU GERİ GETİRMEK İÇİN AKÇAKALE'YE GİTTİM"

Oğlunu geriye getirmek amaçlı Tel Abyad'a gitmeye hüküm verdiğini, fakat hududu geçemediğini söyleyen baba sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Oğlum gittikten ardından iki defa telefonla bizi aradı. Ben kendisiyle yalnızca tek defa görüştüm. Nerede meydana geldiğini sordum yanıt vermedi. Yalnızca, 'Bana duacı olun' diye konuştu. Ardından telefonu kapattı. Beni arayan numarayı geriye aradığımda Arapça konuşan biri çıktı. Arapça alim tek arkadaşımla birlikte numarayı tek ek olarak aradık. Telefonu açan birey Tel Abyad'a olduklarını iletti. Oğlumu geriye getirmek amaçlı Akçakale hududuna gittim. Tek zaman orada kalıp oğlumun müsaadesi sürdüm. Fakat tek birşey bulamadım. Oradan Tel Abyad'a gitmek istedim. Hududu geçemediğim amaçlı Adıyaman'a ger iye geldim. Sektör bugünü bize tek telefon geldi. Orhan'ın Gaziantep'te yakalandığını söylediler. İfademiz alındığı sırada Diyarbakır'daki saldırıdan haberdar olduk.''

"DİYARBAKIR'DA ÖLENLER BENİM EVLADIM"

Diyarbakır saldırısı ile ilgili hiçbir bilgilerinin olmadığını söyleyen baba şu şekilde konuştu: "Alevi ve Kürt olduğumuz amaçlı ailemiz amaç gösteriliyor. Fakat aile olarak çocuğumun bu şekilde tek birşey yapacağını bilmiyorduk. Bu vakanın yaşanması bizi ve ailemizi nihai derece üzdü. Oğlumun Suriye'ye gitmemesi ve Suriye'den geriye getirilmesi amaçlı elimizden iştirak eden her şeyi yaptık. Bu saldırıyı lanetliyoruz. Ölen ve yaralananların tümü benim evladımdır. Ölü ve yaralılara başsağlığı diliyorum."